Geziyorumoyleysevarım.com röportajı

Bugüne dek bir çok blog ve gazete yazısı yazmış biri olarak çok keyifli röportajlar da verdim. En büyük hedefim çocukla gezmenin zor olmadığını türk insanına anlatmak aslında. Heryerde kalamam, nasıl yaparım, ne ederim, çok eşyam var, çocuğum huysuz yapamam veya ne yer ne içeriz diye hayıflananlar için rahatlama kılavuzu gibi bir projem de mevcut 🙂

Çocuk hayatı yaşamaya hayaler kurmaya ve gezmeye engel değil, engeller kafamızın içinde.

Yeni röportajım buyrun : Listede pek çok farklı özellikte anne var, ortak noktamız gezmeyi sevmemiz, benim lokasyonlarım daha uç, daha da zamanla gelişecek artacak eylemlerim elbette 🙂

12803051_10153979684674467_8711754345257053623_n.jpg

http://geziyorumoyleysevarim.com/2016/05/08/benim-gezgin-annelerim/

Gezgin Bir Aile

Berrak, sistemin en karşısında duran annelerdenJ sistemin asla bir parçası yapmak istemediği kızıyla dünyayı geziyor. Kızı ile uzun ve yorucu seyahatlere çıkmaktan hiç çekinmeyen, yılda en az bir kez Hindistan’a onunla birlikte giden Berrak, yaşama olan bakışıyla beni kendine hayran bırakan gezginlerden. Hindistan’a çocukla gitmek düşüncesi benim kafamda bin tane soru işaretiyle boğuşurken onun ve kızının Hindistan sahillerinde çıplak ayaklı fotoğraflarını gördükçe bir soru işareti daha siliniyor kafamdanJ Ne dersin Berrak bir gün biz de gelir miyiz sizinle Hindistan’aJ

  • Berrak, anne olmak hayatında neler değiştirdi?

Aslında hem çok şey hem de hiç bir şey gibi. Biz eşimle şehirde yaşamamanın verdiği avantajla rahat bir geçiş süreci yaşadık sanıyorum ki. Aile olarak klasik Türk tipi kalıplara uy-a-madığımızdan da bazı şeyler anlatıldığı gibi olmadı. Hani o çok değişecek hayatın, uykusuz kalacaksınız, istediğiniz hiç bir şeyi yapamayacaksınız, hayatınız tamamen değişecek, evden çıkamayacaksıncılar vardır ya, o hiç de öyle olmuyormuş esasında. Bunda babanın da payı büyük elbet.

Aslında kafamda anne olmak yoktu, en azından tek rüyam değildi, geriye dönüp baktığımda, bunun toplumdaki bir kesimin negatif düşünceler silsilesinden kaynaklandığını anlıyorum. İlk uzun Hindistan maceramızda bebekleriyle gezen çiftlerden, yalnız annelere dek türlü türlü çocuklu-bebekli insanlar görünce beynimde ampul yanmıştı, hayat aslında tek pencereden ibaret değil, herkes seçtiği hayatı yaşar ve bu çocukla da aynen öyle. Siz hayatınızı çok değiştirmeyi de seçebilirsiniz veya akışa bırakıp çocukla birlikte değişmeyi de seçebilirsiniz. Her şey elimizde. Velhasıl evet ilk dönem biraz bir şeyler değişse de, çok çok da kasmadık kanımca.

  • Anne olunca anladım dediğin bir şey oldu mu?

Evet, annelik kesinlikle bahsettiğim gibi hayatı engelleyen bir durum değilmiş, ne gezmeye, ne aşka, ne eğlenmeye, ne de hayalleri gerçekleştirmeye engel de değilmiş. Engeller insanların kafalarındaymış, toplumda annelik tabuymuş, aslında her ne olursa olsun annelik harikaymış. Anne olunca yalnız da gezilebilirmiş, çocukla da, anne olunca saçımızı süpürge etmiyor, çocukla yeniden gelişiyormuşuz. Anne olunca tüm toplumun klişelerinin koskocaman içi boş bir balon olduğunu anladım ve tüm kalıplardan sıyrıldım. Kendimi yeniden keşfettim diyebilirim. Çocuk yapmak için plan yapanlar, zaman kollayanlar, korkanlar… Size anlatılanları unutun, her hayat başka hikaye. Her zaman pozitif örneklere odaklanın.

  • Anne olduktan sonra seyahatlerinde ne değişti?

Hem çok şey hem de hiç bir şey gene 🙂 Bu ne demek? Biz gene aynı biziz, sevgiliyken neysek, çocukluyken de oyuz. Çocuğa karşı duruşumuzun genel olarak paralel olması da tabi avantaj. Seyahatlerde araba, tekne, otobüs, tren, motor vb pek çok taşıt kullanabilirsiniz. Bebekle motora binilemiyor o bir değişiklik sebebi olabilir evet. Bir de 5 aylıkken ilk çocuklu kamp maceramızda haddinden fazla eşya almışım yanıma, şimdi ona gülüyorum, bu bir değişiklik. Malum bebek bezidir yedek kıyafettir extra yük. Değişen başka bir şey ise, sürekli konuşan, bazen kafa şişiren bazen de neşe saçan minik bir insan evladı ile yol almak. Gene plansız yola çıkabiliyorum, mesela geçen kış Hindistana kızımla yalnız giderken gene hiç otel falan ayırtmadan gittim, gene kampa gidiyoruz, gene spontane yollara çıkabiliyoruz. 2 yaşından sonra bilet ücreti değişti, bu da kapitalist materyalist dünyanın getirisi tabi.

  • İlk seyahatini çocukla ne zaman yaptın ve bir anne olarak neler hissettin?

İlk seyahatimizi kızımız 7 haftalıkken yaptık, yaklaşık 16 saatlik bir araba yolculuğu ile bodrum-Kapadokya arasını arıza yapan arabamızla gittik. Geriye baktığımda çok güzel anımsıyorum o yolculuğu, bebek işte ne yaptı derseniz, hep uyudu, çok uyurdu cidden. Biz gezdik o uyudu. Annem de yanımızda idi ve biz eşimle baş başa bol bol da gezebildik o açıdan da şahane idi. Keyifli bir odada, keyifli bir ortamda, büyülü bir yerde bebeğimizle olmak heyecan vericiydi, kim demiş bebekle yola çıkılmaz diye demiştim içimden. O seyahatte tüm gece deliksiz uyumaya da başlamıştı üstelik temiz hava, mutlu ebeveynler.

  • Anne olduktan sonra çocukla seyahatlerinde “offf” çektiğin bir an oldu mu?

Hindistan’a 2 senedir kızımla yalnız gidip geliyoruz, eşimse arada gelip dönüyor, bu sebepten uzun yolculukları ve gidiş dönüş aktarma uçuşlarını kızımla yalnız yapıyoruz. Ben direk uçmuyorum, aktarma kullanıyorum, neden deniyor, bir seviyorum, iki daha uygun fiyatlar. Bu sene 13 saatlik de tren macerası yaptık Mumbai’ye dek. Off dediğim an 3.5 yaşındayken aktarma esnasında Mumbai havaalanında uyuyan kızımı uyandıramamam olmuştur, aslında bunu yolda onlarca kez yaşamış olabilirim. Uyuyor ve uyanması gereken anlarda uyanamıyor çünkü derin uyuyor. Haklı da, ama bende de çantalar bavullar oluyor ve bazen 20 saat uyumadan yol yapmam gerekiyor. O zaman zorlanabiliyorum. Onun yürümesine çabalamak, sırt çantası, el bagajı derken evet yoruluyorum. Geriye bakınca tatlı anılar tabi.

Otobüse de bindik, arabaya da, ufakken arabada daha rahattık zira direk biner binmez uykuya geçerdi, şimdi yaş 5 oluyor ve daha çok uyanık kalıyor. Haliyle daha çok konuşuyor, o zaman da dikkat dağılabiliyor. Fakat uçakta uykum varsa hadi sen uyumak istemiyorsan takıl ama ben uyuyorum deyip uyuyabiliyorum artık :))

  • Anne olduktan sonra çocukla seyahatlerinde hiç unutamadığın en güzel an nedir?

Ahh… Bilemiyorum ama sanırım gene son yolculuğumuz 33 saat kadar sürdü ve bana anne sabır yapman lazım demişti, bu kalıbı çok komik kullanıyor. Beni o yorgunluğumla çok güldürmüştü. Havaalanlarında çıplak ayak dolaşması, koşturması, ilk kez Hindistan’a gidip de Hintçe duyunca kahkahalarla o nasıl konuşmak öyle demesi, daha 3.5 yaşında harika bir yol arkadaşı olması bana, arabada birlikte şarkılar söylemek, kampta kendine ayrı çadır talep etmesi, sabah uyanınca bizim çadıra gelmesi, neşesi, her ortamda eğlenebilmesi, uyumu, gene kamp ateşine bayılması, yıldızları ve bulutları nesnelere benzetme oyunları.. Kısaca seyahatte ve doğada yapılan her şey çocukla bana çok keyif vermekte. Çocukların bitmek tükenmek bilmeyen öğrenme sevdası ve merakı, bizim yitirdiğimiz heyecanı ve onun bu anlarına tanıklık etmek galiba en önemli şey benim için.

Bir de ilk defa fil gördüğünde ve ona dokunduğundaki neşesi naifliği inanılmazdı. Filin hortumu ile bizi ıslattığı anda ona sarılışım ve kollarımın arasından heyecanını hissetmem… Paha biçilemez anlardan olabilir.

İlk kamp maceramızda 5 aylıkken daha, akşam 6da çadırda puf gibi uyuyakalıp başına telsizi koyup başka çadıra misafirliğe gidişimizi de asla unutamıyorum. Aklıma kim bilir daha niceleri gelir…

www.gezginbiraile.com

www.instagram.com/gezginbiraile