goa günlükleri 02

Aralık 10. 2015…

Hava sıcak mı sıcak. Aralık ayında nefis temmuz havası yaşamak büyük lutufmuş. Ama akşamlar serinledi artık fan açık uyumuyoruz ve geceyarısı soğuk duş almıyoruz. Bu iyi.

Kötü yanı ise winter is coming 🙂 nezle oldum.

Senede 1 2 kez hastalanırım o da genelde goada. E kış tabi. 35 derece de olsa kışı yaşıyoruz. Akşamüstü ıslak bikini ile motora binmek meltem esintisi buzz gibi biralar derken şifayı kaptık. Her derde deva masala çayım var ama neyse ki. Içinde kakule zencefil tarçın karanfil karabiber çay süt ne ararsanız var. Valla istanbulda sürekli hastalanan insanlar propolismiş balık hapıymış vitaminmiş içip dursun…doğada böyle mucizevi bitkiler varken oldukça saçma benim için haplar.

Hindistanda en sevdiğim şeylerden birisi de himalaya markası. Himalaya doğal ilaçlardan göz sürmesine dudak kreminden şampuana bebek ürünlerinden acaip doğal krem ve maskelere kadar herşeyi üreten bayıldığım ve çok ucuz hint markası. Sanırım türkiyede de gratis getirmiş bazı ürünleri.

Ama himalaya kesinlikle şampuan ve kremden çok daha fazlası. Her markette kocaman standları ve kendi özel dükkanları var. Işte bir kıyas daha…çok gelişmiş türkiyemin kendi büyük markası var mı varsa nedir ?

Arabadan kozmetiğe yazılımdan uzay teknolojisine kadar hindistan bize basar. Acı gerçekler 🙂

Ben burda mutluyum ve çok memnunum. Geleli 1 ayı geçti. Tamam bazı şeyler yok mesela avm yok :)) ama çok da ihtiyacım yok zaten trde de pek sevmem. Arabam yok. Trafik soldan akıyor motor kullanmak lazım ona da alışmaya başladım. Çocukla da motora biniliyor evet. Bol ağaç ve muhteşem meyveler var.

Her pazara gidişimde yeni bir meyveyle karşılaşıyorum. Thailannadyen en sevdiğim meyve jackfruit idi. Doğal jelibon gibi. Burada da dragon fruit ve passion fruit ile kafayı bozdum. Inanılmazlar anlatmakla bitmez. Nazıl bir bereketi vardır ki buraların böyle inanılmaz meyveler çıkıyor…baharatı sebzesi meyvesi bol güzel ülkem 🙂

Karpuzlar tatlı ve minnacık..soğanlar da çok lezzetli. Ne sebze pişirsem evde çok severek yedik.

Demin nette bir yazı okudum iskandinav ülkelerinde çocuk yetiştirmek diye. Cidden çok çok ileriler asla tartışılmaz ama o kadar soğukta yaşamak ciddi cesaret ister. Zaten çok imkanları olmasa asla kimse de yaşamaz oralarda. Ne böyle nefis yemekler ne de meyveler yok eminim. Ama getirtirler herşeyi yaparlar o ayrı. Lakin çocuğa verdikleri değer konusunda tartışma ve kıyas kabul etmez elbet.

Gene de düşündüm. Insanlar yurtdışında kendileri seçerek yaşamıyor çoğu zaman. Hadi ben bi isveçte yaşayayım bi amerikada yaşayayım veya sidneye gideyim diyen çok az. Genellikle türklerde eş dolayısı ile gurbet kafası var.

Sözkonusu gurbetse nereye gitsen de mutlu olamayanlar var. Ben tamtersi. Ne iş ne eş imkanı…dedim insan imkanını kendi yaratır.

Başka rahat aşırı kapitalizmden nasiplenmemiş ucuz verginin az hayatın kolay olduğu tropik cennetler varsa yaşadığınız bana ulaşın…

Ama amerika avrupa olmasın-zaten avrupada ne tropiği bildiğin soğuk nemrut tiplemeler :p

Şimdilik böyle…devam edecek