Kefir vs Bağışıklık

Malum, çocuklu ailelerde sık kullanılan bir kelime var : bağışıklık.

Bağışıklık nedir ?

Bağışıklık, Belirli bir mikroorganizmaya karşı vücudun direncidir.

 

Aktif ve pasif olmak üzere iki tip bağışıklık (immünite) vardır. Aktif immünite, hastalığın, çok hafif de olsa, bizzat geçirilmesiyle oluşur. Hastalığa neden olan organizmalar, vücutta antikor reaksiyonları uyandırırlar ve bu reaksiyonlar, bazı vaka’ larda, hayat boyu devam eder. Pasif immünite ise, antikor reaksiyonu uyandırıcak nitelikte, fakat kuvveti azaltılmış veya değiştirilmiş olan mikropların vücuda aşılanmasıyla oluşur.

Bağışıklık bir bebeğe nasıl kazandırılır ?

Bence, en önemli kural tabiki normal doğum. Bundan sonra : anne sütü…Sonrasında da beslenme alışkanlıkları…

Beslenme için çok fazla şey yazdım, okudum. Şunu anladım ki, dengeli beslenmek çok önemli. Hem bizler hem de çocuklarımız için. Pek çok insana antin kuntin gelen bol meyveli, bazen yemişli, bazen tatlı hem de ekşi ve hatta bol sarımsaklı baharatlı yemeklerim, kendimce hem sağlıklı, hem de lezzetli ve farklı.

Yemeklere çok ufak dokunuşlar ile onları zenginleştirmek mümkün. Mesela bol sarımsakla zencefil her türlü et ve balık yemeğine yakışır ve hatta pilava. Pırasa soğan yerine çok sık kullanılabilir. Çorbaya atılacak 1 kaşık buğday, 1 kaşık irmik ya da 1 kaşık bulgur, bazen 1 avuç nohut ve mercimek, her şekilde yakışır.

Ceviz, badem, fıstık vs fındık gibi yemişler de pek çok yemeğe katılabilir gerek toz gerek kırık hallerde.

Yağ da önemli, fındık ve ceviz yağları, hindistancevizi yağı gibi yağlar da hem tat hem de besin değeri açısından ilginç olabilir. Bilimsel olarak rakamlar yok elimde tabiki.

Hayvansal gıdalar, sebze ve meyveler, tahıllar ve et dönüşümlü ama birlikte de tüketilmeli günlük ihtiyaç doğrultusunda.

ve KEFİR

Kefir nedir ?

Kefir, çok eski yıllardan beri özellikle Kafkasya bölgesinde yapılan[kaynak belirtilmeli], bugün ise Avrupa ve Amerika ülkelerinde ticari amaçla üretilen süt asidi ve alkol fermantasyonu yardımıyla yapılan köpüklü, koyu kıvamlı (yoğurt kıvamında), hafif ekşimsi fermente bir süt ürünüdür.

 

Kefir, beyazımtrak renkte, karnabaharı andırır biçimde ve genellikle bezelye veya fındık büyüklüğünde tanelerden oluşmuştur. Kefir tanesinde; Torula mayaları, Saccharomyces sp., Lactococcus spp., Lactobacillus spp.,Leuconostoc spp gibi mikroorganizmalar bulunur. Bunların faaliyeti sonucu süt asidi, etil alkol ve karbondioksit meydana gelir. Kefir tanesi içerisinde bulunan mikroorganizmalardan bazıları süt şekerini parçalayarak süt asidi oluştururlar ve süt pıhtılaşır. Mikroorganizmalardan bazıları ise karbondioksit ve etil alkol meydana getirirler.

 

Fermantasyon sonucu kefir adı verilen hafif ekşimsi, köpüklü, alkollü ve yoğurt kıvamında bir süt içkisi ortaya çıkar. Kefir yapımında inek, koyun, keçi, manda sütleri yağlı veya yağsız olsun kullanılabilir. Eski Orta Asya‘da çok kullanılan kefire, günümüzde bilhassa Kafkasya’da rastlanmaktadır.

 

Çeşitli yayınlarda kefirin iştahsızlık, uykusuzluk, verem ve böbrek hastalıklarında, bronşit ve astımda, ekzema Dış deri yırtılmaları ve çatlaklar tedavisinde kullanıldığı belirtilmektedir.

Pek çok yerde kefirin bağışıklık sistemine çok faydası olduğunu okumuştum, bu sebepten kızıma hep verdim. Süt içmesin isterdim ama sütü de peyniri de yoğurdu da hep çok sevdi, tabiki ayranı da. Bunları seven bir kişi kefiri zaten sever. Ayran gibi, soğuk tüketir.

Kefir tanelerini evd süte katarak yapmak mümkün, 1 gecede mayalanıyor, taze tüketiliyor, bu sebepten günlük yapılmalı. Fakat vakti vs olmayanlar için marketten hazır da alınabilir. Kefir muhakkak evde bulunması gerekenler listesinde.

Diğer her daim evde bulunması gerekenler listem şöyle :

  • zencefil
  • kefir
  • süt
  • ayran
  • yoğurt
  • peynir
  • sarımsak
  • soğan
  • kereviz sapı
  • kişniş
  • pancar
  • mercimek
  • buğday
  • nohut
  • salatalık
  • yumurta

Bunlar olmazsa çeşitliliğim çok azalıyor gerçekten. Okuyup araştırmak lazım, besinleri bilerek tüketmek lazım. Bu sayede hastalıklardan korunuruz ve çocuklarımızı da koruruz.

Bunun yanında çocukların bağışıklığını geliştirmek için : Hijyen takıntısından uzak, rahat olmak, bol açıkhava, yağmurda çamursa karda kışta dahil. Bebeklikten itibaren kalabalıklara çıkartma, sakınmama, gezme, tozma, elleriyle herşeyi tanımasına ve tatmasına izin vermek gibi şeyler de tabiki gerekli.

Tek başına anne sütü, tek başına beslenme ya da tek başına normal doğum yapmış olmak bir işe yaramıyor kanımca. Planlanacaksa bu planlansın. Hepsi bir bütünü oluşturan nadide parçalar ve beraber varlar.

……………………..

Ondokuzuncu yüzyılın ortalarında Rusya’da değişik ve ilginç içimli bir içki hakkında bilgiler yayılmaya başlamıştı. Öyle bir içki ki yaşamı uzatan, hastalıkları iyileştiren yani her derde deva bir içkiydi bu. Söylentiye göre sütten yapılıyordu, çok tatlıydı, besleyiciydi ve hafifçe de sarhoşluk hissi veriyordu.

Bu içkiyi Kafkasya’da Lermontov da içmişti ve buna Ruslar “keyif veren” anlamında Kefir diyorlardı. Kafkasya’da savaşan ya da çeşitli nedenlerle oralarda bulunmuş olan başka Ruslar da bu içkiden içmişlerdi.

Kafkasyalı dağlılar öyle inanıyorlardı ki bu içkinin mayasını, hediye olarak dahi başkalarına verirlerse ya da nasıl yapıldığını öğretirlerse Tanrı onlara çok kızacak, mayayı işe yaramaz hale getirerek başkalarına veren halkı cezalandırıp onları açlığa mahkum edecekti.

Gıpı mayasını Rus gezgin ve Tıp adamları suni olarak elde edememişlerdi. Bu nedenle bu içkinin gizli mayasını dağlı Kafkasyalılardan almak gerekiyordu.

Yirminci yüzyılın başlarında Rusya Tıpçılar Birliği, Moskova’da süt fabrikası bulunan Blandov’a Gıpı imal edilmesi önerisinde bulundular.

Blandov’un Kafkasya’da Karaçay Bölgesi’nde Narsana (Kislovodsk) ve Üçköken yörelerinde 12 adet peynir imalathanesi bulunuyordu. Blandov, Gıpı mayasını almak üzere fabrikada çalışan İrina Saharova’yı göndermeye karar verdi. Güzel ve akıllı İrina, 1906 yılında Moskova’daki Süt Ürünleri Enstitüsü’nü birincilikle bitirmişti. Blandov’un şirketi Paris’te düzenlenen bir yarışmada İrina’nın elleriyle yaptığı Tereyağı ile altın madalya kazanmıştı. Blandov eğer İrina gıpı mayasını Moskova’ya getirebilirse çok para kazanacağını ve prestijinin artacağını biliyordu.

Blandov’un Peynir imalathaneleri müdürü Vasiliev ile İrina birlikte kendilerine en çok süt ve peynir getiren Karaçaylı Bayçoralanı Bekmirza’nın yanına gittiler. Amaçları Bekmirza’dan, Karaçaylı’ların Ruslardan gizledikleri Gıpı mayasını alabilmekti.

Bekmirza onlara oldukça konukseverlik göstermesine rağmen sorularını yanıtsız bırakır. İrina ve Vasiliev çaresiz geriye dönerler. Ancak dönüş yolunda bir grup maskeli atlı, bindikleri faytonu durdurarak İrina’yı kaçırırlar ve bir dağ evine götürürler. Ertesi gün dağ evine Bekmirza gelir. Kendisin kaçırdıkları için İrina’dan özür diler. Koz kaçırmanın Karaçaylıların birgeleneği olduğunu kendisin çok beğendiğini ve evlenmek istediğini söyler. Bu sırada Vasiliev’in haber vermesi üzerine gelen jandarmalar Bekmirza’yı tutuklarlar. İrina, Bekmirza’yı mahkemeye verir. Hakim’in kaçırma olayında herhangi bir zorlama olmaması nedeniyle şikayetini geri alma önerisini İrina tek bir şartla kabul eder; Bekmirza kendisine 10 funt (1funt=409.5 gr.) ağırlığında Gıpı mayası getirecektir. Bekmirza da bunu kabul eder ve ertesi gün bir buket çiçekle birlikte istediği miktarda Gıpı mayasını İrina’ya gönderir.

İrina kefir üzerine daha fazla bilgi almak amacıyla bir ay daha Narsana – Üçköken bölgesinde kalır. Daha sonra Moskova’ya döner. 1908 yılının yaz aylarında ilk kez İrina, Saharova’nın yaptığı Gıpı (Kefir) Moskova’daki Botkinskaya Hastanesi’nde hastaları iyileştirmek amacıyla ilaç olarak verilir. Bir süre sonra da bütün Rusya’da dükkanlarda satılmaya başlanır.

……………………………………..